18 - 24 Eylül 2027

Broadway, Chipping Campden, Painswick, Chipping Norton, Kingham (Daylesford), Bibury, Burford, Bourton-on-the-Water, Lower Slaughter, Stow-on-the-Wold, Tetbury, Cirencester, Stratford-upon-Avon.
Neden "Sarı Arabanın Peşinde"? Bibury köyündeki 14. yüzyıldan kalma Arlington Row evleri, İngiltere'nin en çok fotoğraflanan sokağıdır. Bu masalsı sokağın sakinlerinden biri olan 84 yaşındaki Peter Maddox, kapısının önüne parlak sarı renkli mütevazı aracını park ettiğinde, köye gelen turistlerin hiç beklemediği bir tepkisiyle karşılaştı. Turistler, o parlak sarı arabanın kendi "kusursuz, nostaljik ve sepya renkli" Instagram fotoğraflarını mahvettiğini söyleyerek sosyal medyada yaşlı adamı linç etmeye başladılar. İş o kadar çığırından çıktı ki, bir gece kimliği belirsiz kişiler Peter’ın arabasının camlarını kırdı ve kaportasına kazıyarak "MOVE" (Hareket et/Buradan git) yazdı. Ancak kusursuz görünen İngiliz kırsalının asıl gücü o gün ortaya çıktı. Haberi duyan İngiliz halkı, sanal dünyanın bu sahte ve acımasız estetik takıntısına karşı muazzam bir isyan başlattı. Tüm İngiltere'den, İskoçya'dan ve Galler'den yola çıkan tam 100 sarı araba, kornalar çalarak Bibury köyüne girdi! Sokağı sapsarı bir dayanışma seline çeviren bu konvoy; 84 yaşındaki bir adamın kendi evinin önünde yaşama hakkını, sahte fotoğraf karelerine ezdirmeyeceklerini tüm dünyaya gösterdi. İşte bu yüzden biz sadece kusursuz binaları gezmiyoruz; o binaların içindeki gerçek insanları, inatçı ruhları ve "Sarı Arabanın" temsil ettiği o muazzam dayanışmayı keşfetmeye gidiyoruz.
Türk Hava Yolları ile Birmingham'a (BHX) inişimizin ardından, Londra'nın yorucu kaosuna hiç bulaşmadan, VIP aracımızla sadece 50 dakikada Cotswolds'un kalbine süzülüyoruz. Yolculuğumuz, bir zamanlar Floransalı tüccarların altın döktüğü Chipping Campden'da başlıyor. Tarihi bir pub'ın bize özel ayrılmış odasında ilk yemeğimizi tadarken, Orta Çağ'da bölgeyi dünyanın en zengin yeri yapan Cotswold Aslanının (koyunlar) hikayesini dinliyoruz. Ardından 6 gece boyunca evimiz olacak Broadway'deki tarihi The Lygon Arms malikanemize yerleşiyoruz. Akşam, otelimizin asırlık ahşap panelli salonunda, çıtırdayan şömine ateşi eşliğinde İngiliz peynirleri ve şarap tadımı yapıyor; "Sarı Arabanın Peşinde" konseptimizin felsefesini konuşarak aristokratik bir başlangıç yapıyoruz.
Güne, bürokrasiye karşı verilen en inatçı sivil itaatsizlikle başlıyoruz. Cooper’s Hill’in eteklerinde yorulmadan duruyor, o korkunç diklikteki uçurumdan 110 km hızla yuvarlanan peynirin peşinden atlayan yerel halkın inanılmaz hikayesini yerinde yaşıyoruz. Öğle saatlerinde "Cotswolds'un Kraliçesi" Painswick'e geçiyoruz. 99 adet budanmış porsuk ağacıyla efsaneleşmiş bu kasabada, şık bir malikanenin Palladian tarzı özel salonunda uzun bir gastronomi seremonisine oturuyoruz. Buckingham Sarayı'nın da tercihi olan ödüllü İngiliz Köpüklü Şarapları ve yerel çiftlik lezzetleriyle krallar gibi ağırlanıyoruz. Öğleden sonra Dover's Hill'de, "İncik Tekmeleme Şampiyonası"nın mizahi tarihini dinliyor; akşam otelimizde özel bir Cotswolds Cin tadımıyla günü taçlandırıyoruz.
Bugün, kusursuz görünen kırsalın arkasındaki "Eski ile Yeni Zenginlik" çatışmasına tanık oluyoruz. Önce, harçsız taş duvarların (Dry stone walls) arasından geçerken bu asırlık sanatı yaşatan Z kuşağı çıraklarının emeğine şahitlik ediyoruz. Jeremy Clarkson'ın çiftliği üzerinden kırsalın çamurlu ve zorlu yüzünü konuşuyor, ardından İngiliz Kraliyeti'nin gözdesi, Michelin yeşil yıldızlı Daylesford Organic çiftliğine geçiyoruz. Şık bir öğle yemeğinin ardından; özel tasarım kaşmirler ve seramiklerin satıldığı butiklerde elit bir alışveriş molası veriyoruz. Dönüş yolunda, Apple tasarımcısı Jony Ive’ın 70 milyon sterlinlik malikane arazisinden geçerken, teknoloji kibrine karşı yerel halkın direnişini dinliyoruz.
Turist kalabalığı henüz uyanmadan Bibury'ye varıyoruz. Meşhur Arlington Row evlerinin tam önünde, turumuzun ilham kaynağı olan o efsanevi Sarı Araba hikayesini; 84 yaşındaki Peter Maddox'un uğradığı haksızlığı ve İngiliz halkının ona desteğe geldiği o tüyler ürpertici anları tam da olayın yaşandığı sokakta hissediyoruz. Öğleden sonra Cotswolds'un en elit caddesine sahip Burford'a geçiyoruz. Dünyaca ünlü İngiliz kaşmir kazakları, kır kıyafetleri ve elit antikacılarda kendimizi şımartıyoruz. Günün finalini, turist otobüslerinin giremediği tablo güzelliğindeki Lower Slaughter'da yapıyor; su değirmeninin önünde anılarımızı fotoğraflayıp nehir kenarında çok şık bir akşam yemeğine oturuyoruz.
Sabahın ilk ışıklarında Stow-on-the-Wold'a geçiyor, J.R.R. Tolkien’e efsanevi "Moria Kapıları" için ilham veren, dev porsuk ağaçlarının sarmaladığı o gizemli kilise kapısında ruhani bir fotoğraf molası veriyoruz. Broadway Tower'da tüm vadiyi kuşbakışı izledikten sonra malikanemize dönüyoruz. Öğleden sonra dışarı çıkma zahmetine hiç girmeden, otelimizin tarihi salonunda Geleneksel English Afternoon Tea ritüelini yaşıyoruz. Porselen fincanlarda sunulan çaylar, dumanı tüten scone'lar ve meşhur 'clotted cream' eşliğinde zamanı yavaşlatıyoruz. Kalan vaktimizde Broadway'in o geniş ve düz caddesinde yorulmadan vitrin geziyoruz.
Güne Kral Charles'ın izinde, Tetbury kasabasında başlıyoruz. Tamamen düz ayak olan caddelerde, Kral'ın organik ürünlerini sattığı Highgrove Shop butiğini ziyaret ediyor ve birbirinden değerli antikacılarda geçmişe dokunuyoruz. Eski Roma başkenti Cirencester'daki tarihi meydanda yediğimiz öğle yemeğinin ardından, valizlerimizi toplamak için malikanemize çekiliyoruz. Akşam, grubumuza özel kapatılmış şık salonumuzda, gurme lezzetler ve şaraplar eşliğinde kadehlerimizi sarı arabaya, dostluğa ve bu kusursuz deneyime kaldırdığımız muazzam bir "Farewell Dinner" (Veda Ziyafeti) veriyoruz.
Otelimizden hiç acele etmeden, uzun ve keyifli bir son kahvaltıyla ayrılıyoruz. Sadece 25 dakika mesafedeki, kuğuların asaletle süzüldüğü Stratford-upon-Avon'a geçiyoruz. Shakespeare’in dünyasında, nehir kenarında yormayan, zarif bir yürüyüş yapıyor ve veda öğle yemeğimizi alıyoruz. Öğleden sonra VIP aracımıza biniyor, devasa havalimanlarının (Heathrow) karmaşasına hiç bulaşmadan, sadece 40 dakikada butik Birmingham Havalimanı’na (BHX) ulaşıyoruz. Sıfır stresle uçağımıza geçiyor; yorgunluktan uzak, dinç ve hafızalarımıza kazınan eşsiz anılarla İstanbul'a dönüyoruz.
● Gidiş (Cumartesi): THY / TK1967 | Kalkış: 08:15 (IST) – Varış: 10:25 (BHX)






























