20 – 25 Mayıs 2026

İstanbul havalimanında buluşma ve TK1389 07:10 uçağı ile BORDEUX hareket. Saat 10: 05 de varışımız ile otele yerleşiyoruz ve şehrin kendine hayran bırakan zengin tarihi ve kültürel miraslarını tanımaya başlıyoruz. Garonne Nehri kıyısı, restore edilmiş mimari yapılar, geniş meydanlar ve şehrin tarihî akışını sevgili rehberimizin keyifli anlatımıyla tanıyacağız. Akşam, bölgenin köklü şarap kültürünü tamamlayan zarif tatlarla yolculuğumuza hoş bir başlangıç yapıyoruz.
Otelimizde alacağımız Kahvaltı sonrası Saint-Émilion’a geçiyoruz. UNESCO mirası bu kasaba; taş sokakları, manastır geçmişi ve şarap üretimindeki uzun geleneğiyle bölgenin ruhunu yansıtır. Bir Grand Cru şatosunda bağların oluşumunu, toprak yapısını ve yıllandırma tekniklerini dinleyip tadım gerçekleştireceğiz. Grand Cru nedir? Grand Cru, özellikle Fransa’da şaraplık üzüm bağlarını kalite seviyelerine göre sınıflandırmak için kullanılan en yüksek dereceyi ifade eder. “En iyi bağ, en üstün kalite” anlamına gelir. Öğleden sonra Bordeaux’a dönerek Cité du Vin’de, dünya şarap kültürünü etkileyen bölgelerin interaktif sunumlarını deneyimliyoruz. Fineart Journeys olarak bu yolculuğu sadece bir gezi değil, lezzetin, kültürün ve anın sanata dönüştüğü bir deneyim olarak planladık. Bağların sessizliği, şarabın zarafeti ve yolun bize kattığı güzelliklerle hepsi tek bir duyguda varıyor olacağız. Seyahat, yaşamayı hatırlatır.
Bugün Fransa’nın güneyindeki özel bir kültür merkezine gidiyoruz. Albi’de, tamamen kırmızı tuğla mimarisiyle Avrupa’daki en sıra dışı gotik yapılardan biri olan Sainte-Cécile Katedralini geziyoruz. Şehrin tarihi merkezinde kısa bir yürüyüşle bölgenin Orta Çağ atmosferini hissediyoruz. Öğleden sonra Atlantik kıyısına yönelerek Biarritz’de mola veriyor; sahil şeridinin enerjisini beraber keşfediyoruz. Ardından İspanya sınırından geçerek Bask bölgesinin ilk kasabası Hondarribia’ya uğruyoruz. Renkli evler, dar sokaklar ve kasabanın geleneksel dokusuna hayran kalacağız Akşam saatlerinde San Sebastián’a varış. Bu rota bizim için sadece şehirler değil; her durakta değişen bir ritim, her adımda çoğalan bir duyguyu hissettirecek..
San Sebastián’ın etkileyici sahil çizgisi ve panoramik noktaları eski şehir bölgesindeki yapılar, sokak kültürü ve kentin sosyal yaşamı hakkında bölgeleri ziyaret edere güne başlayacağız. Şehrin zarafeti, La Concha’nın huzurlu kıvrımı ve sokaklara yayılan pintxos kokusu. Bu şehir, ritmini denizden alır; keyfini küçük tabaklardan, anlarını ise paylaşmaktan. Öğleden sonra Bask mutfağının en özgün parçalarından biri olan pintxos geleneğini deneyimlemek için seçilmiş özel mekanlarda tadım turu yapıyor olacağız. Her durak, bölgenin gastronomik çeşitliliğini farklı bir açıdan bize tanıtıyor olacak.
Getaria’da bölgenin deniz kültürünü, ünlü isimlerini ve sahil kasabasının günlük yaşamını tanıyoruz. Getaria, dünyaca tanınan moda tasarımcısı Cristóbal Balenciaga’nın doğum yeri olmasıyla bilinir. Aynı zamanda bölgenin karakteristik içkisi olan txakoli şarabının anavatanıdır. Limanı, kömür ateşinde pişen balıkları ve deniz/dağ arasında kurduğu doğal dengeyle Getaria, Bask kültürünün lezzet ve zanaatla şekillenen yüzünü temsil eder. Guernica ise tarihin hafızasında özel bir yere sahiptir. 1937’deki Guernica bombardımanı, şehri dünya gündemine taşımış; bu acı, Picasso’nun ünlü “Guernica” tablosuyla evrensel bir barış ve direniş sembolüne dönüşmüştür. Ayrıca Gernikako Arbola (Meşe Ağacı), yüzyıllardır Bask halkının özgürlük ve kimlik sembolüdür. Kısa bir rotada hem Getaria’nın sahil ruhunu hem de Guernica’nın tarihsel derinliğini bir arada görmek, Bask bölgesinin iki farklı ama tamamlayıcı yüzünü keşfetmek harika bir deneyim olacak. Ardından Bilbao’ya geçip otele yerleşiyoruz. Akşam serbest zaman.
Yolculuğumuzun son durağı olan Bilbao modern ruhu ve sakin ritmiyle bizi karşılayacak. Kısa bir şehir gezisi sonrası, Guggenheim müzesi ziyareti bizi bekliyor olacak… Frank Gehry’nin titanyum kaplı kıvrımlarıyla modern mimarlığın sınırlarını yeniden tanımladığı bir başyapıt Guggenheim. Işığın gün boyunca değişen oyunları, yapının yüzeyinde adeta hareket eden bir heykel etkisi yaratır. Gehry’nin tasarımı, yalnızca bir müze değil; şehrin kimliğini dönüştüren bir sanat simgesidir. İçerideki koleksiyon kadar, binanın kendisi de bir deneyimdir.Sevgili rehberimizin keyifli anlatımıyla bu ziyaret gezimizinde son durağı olacak ve dönüş yoluna geçeceğiz. Sanatla kapanan bir rota, hafızada uzun süre kalan bir şehir ve güzel bir yolun bıraktığı dingin mutluluk ile havalimanına geçerek İstanbul ‘a hareket ediyoruz.










